Halk Bilgisi

HALK BİLGİSİ

Halk Takvimi

Halk takvimleri, zamanı yaygın olarak kullanılan resmi takvimden farklı biçimde bölümlemektedir. Bir günün bölümleri farklı şekillerde ayırdedilip, farklı şekilde adlandırılmakta ve bu bölümlere kimi anlamlar yüklenmektedir. Bir yıllık dönem de aynı şekilde farklı bölümlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda Eskişehir İli genelinde, halk arasında kullanılan yerel bir takvimin ve bazı takvim terimlerinin olduğu; bu terimlerin uzun yıllara dayalı tecrübelerden kaynaklandığı görülmektedir. Halk arasında bilinen zamanı bu şekilde anlama biçimleri, özellikle evden uzak kalınan yerlerde, tarlada, bağ-bahçede önem kazanmaktadır.

Saatle İlgili Kavramlar

Yörede bir gün, genel olarak, beş bölüme ayrılır; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı. Bu bölümler özellikle namaz vakitlerinin bilinmesi anlamında takip edilmektedir. Zamanı anlamak açısından güneş-gölge ikilisinden, yıldızlardan ve hayvanlardan yararlanılmaktadır.

Sabah: Sabah vaktini tanımlamak üzere “gün ışılamadan” tabiri kullanılır; yani tam güneş doğmadan, doğmak üzereyken sabah olmuş demektir. Bu vakit aynı zamanda “tanyerinin ağarması” olarak da tanımlanır (Sivrihisar-Dümrek). Sabahın olduğu doğu taraftan sabahyıldızının çıkmasından ve horozların ötmesinden de anlaşılır (Mahmudiye-Balçıkhisar). Sabahyıldızı şafak yıldızı olarak da adlandırılır. Şafak yıldızı çıktığında “seher vakti” olmuş demektir (Mahmudiye-Balçıkhisar).

Kuşluk: Güneş doğup da iki saat kadar zaman geçtikten sonra kuşluk vakti olmuş demektir. Bu vakit, yöresel olarak “güneşin bir kavak boyu yükselmesi” (Sivrihisar-Dümrek) veya “güneşin bir minare boyu yükselmesi” olarak tanımlanır (Mahmudiye-Balçıkhisar).

Öğle: Güneş tam tepeye, kıbleye geldiği zaman öğlen vakti gelmiş demektir. Bu sırada ağaçların gölgesi tam dibine gelmiştir (Sivrihisar/Dümrek). “Güneş dik baktığı zaman” öğle olmuş demektir (Mahmudiye-Balçıkhisar).

İkindi: Güneşin batmasına yaklaşmışken “bir buçuk kavak boyu kaldığında” ikindi vakti gelmiş demektir (Sivrihisar-Dümrek). Gölgelerin iki katına çıktığı zaman ikindi vakti olmuştur (Mahmudiye-Balçıkhisar).

Akşam: Akşamın oluşu güneşin batmasıyla belli olur. Güneş batıp, aradan bir süre geçtikten sonra akşam namazı vakti gelmiş demektir. Akşam olduğu zaman, ilk olarak çoban yıldızı çıkar. Çoban yıldızının görülmesi de akşamın bir işaretidir (Sivrihisar-Dümrek). Kervankıran yıldızının çıkması akşamın olduğunu gösterir (Mahmudiye-Balçıkhisar).

Günle İlgili Kavramlar

Gece ve gündüz, güneşin doğması ile batması arasındaki zaman dilimlerini anlatır. Bir günün bitiminin ardından, gece yarısından sonra başka bir gün başlamakta ve bu günler bir hafta içerisindeki sırasına göre isimler almaktadır. Ancak halk takvimlerinde haftanın günlerinin geçerli takvimde olduğundan daha farklı adlar aldıkları görülür. Eskişehir İli yerel takviminde de günlerin adlandırılmasında bazı farklılıklar görülmektedir:

• Pazar gününe “Kadı Pazarı” adı verilir. Bunun sebebi, eskiden ilçeye yakın olan Kadıkuyusu Köyü’nde Pazar kurulmasıdır. Bu sebeple Pazar gününe; “Kadıkuyusu” ve “Kadı Pazarı” denir (Han Merkez). Pazar günü, ayrıca “Gireği” olarak adlandırılır (Sivrihisar/Dümrek).

• Pazartesi gününe “Gireği Ertesi” denir (Sivrihisar/Dümrek).

• Çarşamba günü, Eskişehir pazarı olduğu için “Pazar” olarak anılır (Beylikova- Yukarıiğdeağacı). Ayrıca Çarşamba gününe “Pazar” denir; çünkü Sivrihisar’ın pazarı Çarşamba gün kurulmaktadır (Sivrihisar-Dümrek).

• Perşembe gün akşam olduğunda “Cumay Gecesi” (Han Merkez) veya “Cuma Akşamı” (Sivrihisar-Dümrek) adı verilir.

• Cuma günü Beylikova pazarı kurulduğu için Cuma gününe de aynı zamanda “Pazar” denir (Beylikova-Yukarıiğdeağacı).

• Cumartesi gününe Cuma bitip de cumartesiye gidildiğini anlatmak üzere “Gireği” adı verilir (Han/Merkez).

Yerel Takvimde Aylar, Hesaplı Kış ve Belirli Soğuk Günler

Yörede bir yıllık süre temelde altı ay yaz ve altı ay kış olarak hesaplanmaktadır (Beylikova-Merkez). Bu hesaba “koyuncu hesabı” (Han Merkez), “Yörüğün hesabı” (Mahmudiye-Balçıkhisar), “Çerkezin hesabı” (Mihalgazi) adı verilir. Kış dönemi ise 180 günlük bir süreyi kapsamakta ve şu bölümlerden oluşmaktadır:

Karakış: 45 gün

Zemheri: 45 gün

Hamsin: 45 gün

Hıdrellez: 45 gün

Hesaplı kışın yörede 8 Kasım tarihinde başladığı ifade edilmektedir. Bu da elimizdeki takvime 13 gün eklendiğinde 21 Kasım tarihi olmaktadır. Bu tarih, genel olarak “Karakış”ın başlangıcı olarak bilinir. Karakış ve zemheri (45+45) aylarını kapsayan 90 günlük süre, kışın en sert dönemidir. Ancak soğuk dönem kimi yıllarda 110, 150 güne kadar uzayabilmektedir. Ancak yine de 90 günlük süre geçtikten sonra, havada belirli bir ısınma olacağı, baharın kendini gösterebileceği düşünülür. Zemheri ayından sonra gelen hamsin içerisinde cemrelerin düşmesi, “taş taşa kuytu oldu” adı verilen dönemin başlamasıyla, sıcaklık yükselişi kendini gösterir ve tarımsal faaliyetler yoğunlaşır. Yörede hesaplı kışla ilgili olarak söylenen kimi kalıp ifadeler vardır:

• Doksan kabak, doksan kütük (Mihalgazi Merkez).

• Doksan yazı koksan (Beylikova Merkez).

• Üç elli, yaz belli (Sivrihisar-Dümrek), (Seyitgazi-Kırka), (Mihalgazi Merkez),

(Beylikova-Merkez).

• Yüz on, tarlaya kon (Sivrihisar-Dümrek), (Mahmudiye-Balçıkhisar), (Seyitgazi-

Kırka), (Beylikova-Merkez).

Yöre takviminde kış ayları karakış, zemheri hamsin olarak adlandırılırken, yapılan işlere ve uğraşlara bağlı olarak Temmuz ayına “orak ayı”, Ağustos ayına da “harman ayı” adları verilmektedir (Han Merkez).

Yerel Takvimde Bayramlar Kutlamalar

Çam Atlama: Hıdırellez’den bir hafta önce yapılan bir kutlamadır. Eskişehir’de yaşayan Kırım Tatarlarına özgü bir kutlamadır. Yol üzerlerine büyük ateşler yakılır ve bu ateşin üzerinden herkes atlar. Son zamanlarda unutulmuş olsa da böyle bir geleneğin olduğu bilinmektedir (Çifteler Yıldızören).

Gavur Küfürü: Hıdrellezden 10 gün kadar önce yapılan bir uygulamadır. Evdeki eski hasırlar ve yakacak şeyler bir alanda toplanarak büyük ateşler yakılır. Bu ateşin üzerinden atlanırken de; “Gavurun yengiliği bizim, bizim ağırlığımız gavurun olsun!” denir. Ateş üzerinden atlayanlar aynı zamanda bellerinin üzerine birer taş koyarlar. Bu uygulama üç gün süreyle yapılır (Han Merkez). Bu günde meydanlık bir yere büyükçe bir ateş yakılır ve etrafta kullanılmayan eşyalar, çerçöp türünden şeyler bu ateşte yakılır. Bugün içerisinde özellikle uyulması gereken yasaklar vardır; çamaşır yıkanmaz, banyo yapılmaz, ekmek pişirilmez (Han/Merkez).

Hıdrellez

Hıdrellez Bayramı ülkemizde 6 Mayıs tarihinde, halk takvimine göre kış mevsiminin bitip baharın gelişi adına, kutlanan bir bayramdır. Hıdrellez Bayramı yazın gelişini, doğanın canlanmasını simgelemesine karşın inanç yönüyle de dikkat çekmektedir. Hıdrellez günü Hızır ve İlyas kardeşlerin buluşacakları bir gündür. Aynı zamanda Hızır’ın bugün dünya üzerinde dolaşacağına, darda kalanlara yardımda bulunacağına inanılmaktadır. Hıdrellez günü Hızır’ın geçtiği yerlerde bolluk ve bereket olacak, bütün dilekler kabul edilecektir.

Hıdrellez gününde bütün dileklerin kabul olacağı yolunda bir inanış mevcuttur. Bu inanışın etkisiyle birtakım uygulamalar yapılır. 5 Mayıs gecesi bir kâğıda istenilen şey yazılır ve gül ağacının dibine bırakılır. İstenilen şeyin şekli gül ağacının dibine çizilir (Sivrihisar-Merkez), (İnönü Merkez), (Çifteler-Yıldızören), istenilen şeyin küçük bir maketi (ev, araba vb.) çamurdan yapılarak gül ağacının dibine bırakılır (Beylikova Merkez). Hıdrellez gününde Sivrihisar İlçe merkezinde kutsallığına inanılan eski bir medresenin etrafı yedi kere dolaşılır ve dilek dilenir (Sivrihisar Merkez). Hıdrellez günü bütün köylünün toplanarak bir arada geçirdiği bir zamandır. Hıdrellezde kurbanlar kesilir ve büyük kazanlarda yemek hazırlanır (Sarıcakayaİğdir). O gün için özel olarak helva yapılır (Han Merkez). Hıdrellez gününde yenmek üzere yapılan diğer yemeklerin yanı sıra, ayrıca bir de o güne özel “gölle” yapılır. Buğday, nohut, fasulye gibi bakliyat akşamdan ıslatılır ve Hıdrellez günü sabah hepsi birlikte kaynatılarak pişirilir. İsteğe bağlı olarak tuzlu veya şekerli olarak yenir (Sivrihisar Merkez). Gölle eskiden ekin ekme zamanlarında yapılırmış. Ekin ekme zamanında tohumların çabucak çıkması, bolluk ve bereketin olması için gölle yapılırmış. Şimdilerde bu gelenek unutulmuş durumdadır (Han Merkez).

Eskişehir’deki Hıdrellez eğlencelerinin kökü Friglere dayanır. Eskişehir ve yöresini başşehir edinmiş olan Frigler, Pesinus (Ballıhisar) Köyü’nde bahar tanrısını karşılamak üzere şenlik yaparlar, kırlara çıkarlar, tanrıça kibele mabetini dönerler, ateş üzerinden atlayarak günahlarının döküleceğine inanırlar, kapalı bir kaptan niyet çekerek kaderleri üzerinde tahminde bulunurlardı.

Tepreş

Tabiatın canlılığını,  dinamizmini kaybettiği kış aylarında,  doğal olarak insanlar da bağ - bahçe,  tarla - ziraat işlerinden uzak kalmakta,  adeta onlarda kış uykusuna yatmaktadırlar. Baharın gelişi ile tabiatın tekrar canlanması gibi, insanların içine de neşe, sevinç, enerji dolmaktadır. İşte bu haleti ruhiye ile Kırım Türkleri de kışın uyuşukluğundan, ataletinden sıyrılıp tepreçmekte, silkinmekte bunu da toplum olarak en güzel “Tepreç” olayı ile ifade etmektedirler. Tepreç eski yıllarda birkaç köyün katılımıyla yapılan sınırlı,  yerel bir olay iken, günümüzde;  toplumun ziraattan, sanayiye kayması, değişen dünya koşulları ve ulaşım imkânlarınında artması ile şehirlerarası katılımın sağlandığı,  çok geniş kapsamlı bir etkinlik haline dönüşmüştür. Doğal olarak "Tepreç"in mahiyeti de değişmiştir.

Türkiye’de Kırım Türklerinin bulunduğu birçok yerde yapılan Tepreç organizasyonlarının katılımı yüksek olanlarından birisi olan Eskişehir "Tepreç"ine 15-20 bin civarın-da Kırım Türk'ü katılmaktadır.

Günün yoğun çalışma temposundan bunalan insanların,  birbirinden uzak kalan dostların hiç olmazsa senede bir kez bir araya gelip adeta bir bayram havası içinde eğlenmelerine, neşeli bir gün geçirmelerine imkân sağlanması açısından "Tepreç" olumlu sosyal bir olaydır.

 Tepreç etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen profesyonel veya amatör ansamblların, halk dansları ekiplerinin gösterileri,  gençler arasında yapılan "Tatar güreşi" amatör yarışmaları,  apakaylar (hanımlar)  arasında yapılan "Tatar Aşları Yarışmaları"  v.s. folklorik etkinlik Kırım Türk kültürünün tanıtılması ve sonraki kuşaklara aktarılması yönünden özgün ve etkin bir kültür olayıdır.

Unsurun Coğrafi Dağılımı: Yurtiçi ve yurtdışında yaşayan Kırım Türkleri baharın gelişini kutlamaya daima özen gösterirler. 1986 yılında Türkiye ve yurtdışında bulunan Kırım Kültürü ile ilgili derneklerin büyük bir kısmının onayları ile Eskişehir ili Sivrihisar ilçesi Karakaya Köyünde Haziranın ikinci haftasında genel bir Tepreş organizasyonunun yapılması kararlaştırılmış olup, bugün için geleneksel hale gelmiştir. Bu tarih ve yer, tüm Kırım Kültür Derneklerince bilinmektedir.

Koç Katımı: Koç katımı yapmak üzere harman zamanı koyunlarla koçlar ayrılır ve Kasım ayında koç katımı yapılır. Koç katımının Kasım ayına 45 gün kala yapıldığına dair görüşler de mevcuttur (Mahmudiye-Balçıkhisar), (Beylikova Merkez). Kasımayında öncelikle “haklaşma” yapılır. Sürü sahipleri hayvanlarını sayarlar, bu sayıya uygun olarak çobanların parası verilirdi. Buna “haklaşma” adı verilir.

Haklaşmanın ardından koç katımı yapılır. Koçları sürüye kadınların sürmesi istenir; burada amaç yavruların dişi olmasını sağlamaktır. Kasım ayında yapılan koç katımının ardından, Mart ayında hayvanlar yavrulamaya başlar. Mart ayında havaların biraz daha ısınması hayvanların hayatta kalma şansını arttırır.

Koçlar katılmadan önce özel boyalarla tüyleri boyanır; boynuzlarına meyveler, şekerler takılarak süslenir (Beylikova Merkez), (Han Merkez). Koç katımından önce çobana da bir hediye vermek âdettendir. Koç katımı yapıldıktan sonra sofralar hazırlanır ve topluca yemek yenir. Bu yemekler için özellikle çörek ve hamursuz yapılır (Han Merkez). Koç katımı yapıldıktan 110 gün geçtikten sonra, “koç çöreği” olarak bilinen çörek yapılır. Çöreklerden birinin içine bir boncuk konur, boncuk kimin çöreğinden çıkmışsa o senenin şanslısı odur (Mahmudiye-Balçıkhisar).

Ayşe AKMAN (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’nde Folklor Uzmanı)

Kaynakça:

Bektöre, Y., Tepreş, Eskişehir Kırım Folklor Derneği Yayınları, 1990.

Kılıç, Yavuz, A.– Kara, Ç., - İleri, İ. A. – İleri, C., - Öztürk, Çelik, S., “Bir Ağız Ekmek” Eskişehir Geleneksel Yemek Kültürü II, sf.410-411, T.C.Anadolu Üniversitesi Yayınları No.1147, Halkbilim Araştırmaları merkezi Yayınları No.2

Ekem, N., Şın (Çın), Uluslararası Tatar Türkçesi Bilgi Şöleni (12-14 Ekim 2009), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yayınları.