Müzik ve Müzik Enstürmanları

Müzik ve Müzik Enstrümanları

Anadolu topraklarında tarih boyunca hüküm sürmüş birçok medeniyet, bölgelerinde verdikleri egemenlik mücadelelerinin yanı sıra insanoğlunun kültürel gelişimine de önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu medeniyetlerden Eskişehir ve çevresinde MÖ 9. yy dolaylarından itibaren yaşamaya başlayan Phrygler bu bölgede birçok alanda çok önemli izler bırakmıştır. Phrygler; mimari, seramik, ahşap ve maden işlemeciliği… vb. gibi birçok sanat dalının dışında müzik alanında da çok başarılı olmuşlardır. Bugün de halen kullanılan bazı müzik aletlerinin mucitleri ve müzik makamlarının yaratıcıları Phrygler’dir.  

Helen tarihçileri ünü ülke sınırlarını aşan Phryg müzisyenleri etkisiyle; zillerin, flütlerin, sipsinin, üçgen çalgı ve syrinx (ilkel flüt)’in buluşunu Phryglere dayandırır. Strabon’a göre, def’i ve lir’i Phrygler icat etmiştir. Helen müzikçilerinden Terpandros, Phryg müzik aleti olan yedi telli lir ile Lydialıların yaptığı müzik yarışmasında birincilik kazanmıştır.

Tarihimize baktığımızda Osmanlı Dönemi müzik kültüründe de önemli yere sahip olan zil, tef, flüt ve kaval günümüz Eskişehir Halk Müziği kültüründe yaygın kullanılan bağlama ve cura ile birlikte varlığını sürdürmektedir. 

Geleneksel Olarak İmal Edilen Halk Çalgıları: Eskişehir İli’nde geçmişte birçok çalgı yapımcısı varken, bu sayı günümüzde oldukça azalmıştır. Keman yapımcısı Yusuf Kaplangil ve yaprak tekne bağlama yapımcısı Ahmet Muhtar Balcı bunlardan bazılarıdır.

Frig Makamı

Friglerin müzik aletlerinde olduğu gibi müzik makamları da isim değiştirerek günümüze ulaşmıştır. Frigya gamı, Akdeniz insanını en heyecanlandıran makamdır. Osmanlı müziğinde Frigya’ya denk gelen makamın adı ‘Muhayyer Kürdi’dir. Son yıllarda Türkiye’de liste başı olmuş, dillere düşmüş şarkıların yüzde sekseni Muhayyer Kürdi makamındadır.

Yöresel Müzikler ve Oyunlar

Seyitgazi-Kırka’da Kına Geceleri ve Düğünlerde Oynanan Oyun ve Müzikler: Farklı toplulukların ve kültürlerin yer aldığı Eskişehir’de halk müziği ve halk oyunları bakımından da farklılıklar vardır. Bu farklılıklar özellikle kına gecesi ve düğünlerde halk tarafından oynanan oyunlarda görülmektedir. Seyitgazi İlçesi Kırka Beldesi’ndeki geleneksel yapıdaki kına gecesi ve düğünler buna iyi bir örnektir. Eskişehir İli’nde, kına gecesinde düğüne başlamadan önce oğlan evi, kız evine gece vakitlerinde, içinde çokça halkalı şeker olan bir tepsi yollar. Sonra kızın arkadaşları ve oğlan evinin hanımları kız evine (kızın başına) giderler. Buraya halkalı şekerler getirilir; halkalı şeker türküsü buradan çıkmıştır. Geçmişten günümüze doğru, her zaman “Halkalı Şeker”, “Kara Koyun Koyunların Beyidir” ve “Durnam Gelir Kona Kalka” türküleri okunarak kına yakılır. Daha sonra kızlar teflerle türkü söyleyerek oğlan evine doğru giderler;

Durnam gelir kona kalka

Ganedinde gümüş halka

Yârim gelir bu yaz hafta

İstedi geldim gidiyorum

 

Durnam Ganedi aktır

Arasam Menendi yoktur

Git anam girmesin doktor

 

Durnamın ganedi uzun

Gelir yazın gider güzün

Sılaya da mektup yazın

Türkülere davul-zurna ya da klarnet bunun yanında; keman, kanun, cümbüş vb. gibi ince sazlar da eşlik eder. Merkezde pek zurna çalınmamakla beraber, Türkmendağı bölgesinde zurnaya yer verilmektedir.

 

Tanju OZANOĞLU (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’nde Folklor Uzmanı)

Kaynakça:

Gazimihal, Mahmut Ragıp. Türk Halk Oyunları Katalogu. Cilt II.

Şehirden Şehire Anadolu s.155-162.

Türk Halk Oyunları: s.64-9293-94.