Açık ve Kapalı Çarşılar, Pazarlar

ÇARŞI

Osmanlılar döneminde ve daha önceki dönemlerde, bir şehri var eden veya bir şehre önem katan en temel özelliklerden birisi de o şehrin çarşı-pazarlarıdır. Han, hamam, cami, kahvehane ve berber gibi diğer tamamlayıcı unsurlarla birlikte, ticaret veya imalat yapılan alan, sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal özellikleri de olan bir mekân olmuştur. Bu nedenle Osmanlı şehir çarşılarının yer aldığı alan, şehir hayatının merkezini oluşturmaktadır.

Çarşı, terim olarak “Cihar-Suk” tamlamasından gelmektedir “Cihar” Farsça “dört”, “suk” ise Arapça bir kelime olup “sokak, cadde” anlamlarına gelmektedir. Özdeş, çarşıyı alış veriş yapılan ve iki tarafında dükkânlar olan, üstü açık veya kapalı alanlar olarak tarif etmektedir. Halil İnalcık, çarşıyı merkezinde bedesten olan ve etrafında çeşitli esnaf gruplarına ait dükkânlar, imalathaneler, han, hamam, imaret, cami ve hastanenin olduğu sahnenin toplu adı olarak tarif etmektedir. Bu ifade, coğrafi anlamda, bir şehirde veya şehrin uzak ve yakın çevresinde yaşayan insanların, bir takım sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılanabildiği, ticaret fonksiyonu ağır basan ve merkezi iş alanını da içinde bulunduran kompleks bir sistem olan çarşı tarifine en yakın olanıdır.

Osmanlı dönemi şehir çarşılarının şehir içi konumları bazı faktörlerin etkisi altında şekillenmiştir. Bu faktörler esas itibariyle Türk ve İslam şehircilik anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Orta Asya Türk ve İslam şehircilik anlayışının bir sentezi olarak, Osmanlı şehirleri de bu iki kültürün etkisinde şekillenmiş ve gelişmişlerdir. Çarşı-pazarların şehir içindeki konumları Anadolu’daki şehirlerin büyük çoğunluğunda ortak özellikler göstermektedir. Bu konumun belirlenmesinde, kale veya şehir surları, önemli yollar ve önemli kültürel alanlara yakınlık gibi faktörler etkili olmuştur.

Orta Asya Türk ve İslam şehircilik anlayışında, şehirlerin belirli fonksiyon alanlarına bölünmesi sonucunda, şehir kalesinin etrafında yönetim binaları veya sarayları ile yöneticilerin ikamet alanlarının yer aldığı bir kuşak oluşmuş ve bu alan ticaret ve imalat yapılarını kendine çekmiştir. Burası aynı zamanda sosyal hizmet veren yapıların yoğunlaştığı bir alan özelliğindedir.

Çarşıların şehir içindeki konumu üzerinde rol oynayan diğer bir faktör de önemli yollara yakınlıktır. Ekonomik bir prensip olarak, ticaret faaliyetleri ulaşım imkânlarıyla doğru orantılı bir özellik gösterir. Bu nedenle çarşılar, şehir içindeki önemli yollara yakın alanlarda tesis edilmiş ve şehir surlarından itibaren şehre giren yolların toplanma merkezi olmuşlardır.

Şehirlerde bulunan kültürel öneme sahip alanlar da çarşı ve pazarları kendine çeken etkenlerdendir. Özellikle kutsal olarak kabul edilen cami, makam ve türbe gibi alanlar etrafında ticaret alanlarının yoğunlaştığı görülmektedir. Bu alanların sahip olduğu yüksek ziyaretçi potansiyeli, ticaret alanlarının doğup gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Alışveriş ve bir takım sosyal ihtiyaçların birbirine çok yakın bir alan içinde giderilebilmesi bu alanların önemini arttırmıştır.

ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI

1850’li yıllarda Takattin Bey tarafından çevre köy, kasaba ve şehirlerden gelen pazarcıların, seyyahların ve köylülerin hem kendilerinin hem de hayvanlarının konaklamaları için yaptırılır. Atlıhan, hem dinlenilip konaklanan, hem hayvanların bakımının yapıldığı hem de içinde çay ocağı bulunan bir yer olması dolayısıyla bölge halkının da toplandığı, dönemin bütün sosyal, siyasal ve ekonomik gündeminin oluştuğu bir mekan halini alır. Zaman içinde Han, Tavafçı Hanı, Odunpazarı Hanı gibi isimlerle anılır. 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısından sonra han, eski işlevini yitirerek metruk ve harabeye dönüşür. Han, Odunpazarı Belediyesi tarafından Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi kapsamında 2006 yılında, orijinal mimarisi göz önünde bulundurularak Atlıhan adıyla yeniden inşa edilir.

768 metrekarelik bir alanda yer alan han, geleneksel mimari unsurları da içinde barındıran bir yapıdır. Zemin ve birinci kat olmak üzere iki kattan oluşan Atlıhan’da lületaşının üretildiği ve satıldığı birimler, restoran ve kafeteryalar bulunmaktadır. Çarşıda diğer geleneksel el sanatları ürünlerini görebilir, çok lezzetli ev yemekleri yiyebilirsiniz.

ESKİŞEHİR SANATLARI ÇARŞISI

Kurşunlu Külliyesi’nde “Tabhane” olarak adlandırılan bölümde bulunuyor. Lületaşı Müzesi’nin yanı başındaki çarşıda lületaşı, ebru, tezhip, hat, gümüş işlemeciliği, kilim halı dokumacılığı gibi el sanatları yapılıyor ve satılıyor.

 

Kaynakça:

Şahinalp, M. S.- Günal V., Osmanlı Şehircilik Kültüründe Çarşı Sisteminin Lokasyon Ve Çarşı İçi Kademelenme Yönünden Mekânsal Analiz, Milli Folklor Dergisi, 2012, yıl 24, sayı 93, syf. 149-168.

İnalcık, H., “İstanbul’un İncisi: Bedesten”, Mustafa Özel (haz.), İktisat ve Din, İz Yayıncılık, İstanbul 1997, syf. ll9-136.

Kuban, Doğan. “Anadolu-Türk Şehri, Gelişmesi, Sosyal ve Fiziki Özellikleri Üzerine Bazı Gözlemler”, Vakıflar Dergisi, sy.7, 1968, İstanbul, syf. 53-73.