Evlenme Düğünleri

EVLENME DÜĞÜNÜ

Evlenme Çağı

Evlenme çağı kültürümüzde evlenecek kişileri olduğu kadar, aileleri de ilgilendiren bir durumdur. Aile kendisini ekonomik ve sosyal açıdan hazır hissettiğinde, çocuğunun yaşı küçük olsa bile, evlenme yaşının gelmiş olduğunu düşünebilir. Evlilik konusunda etraftaki başka ailelerin tutumu da karar vermede etkili olabilir. Gençler evlilik zamanının gelmiş olduğuna kendileri karar verebildiği gibi, bu konuda ailelerin isteklerine uygun olarak da davranabilirler. Önceleri ailelerde çocuklarını erkenden evlendirme isteği mevcutken, son zamanlarda, artık genellikle, evlilik kararı için erkeklerin askerliğini yapmış olmaları şartı aranmaya başlanmıştır. Bu da erkeklerin evlilik yaşının, son zamanlarda, daha da büyümüş olması sonucunu doğurmuştur. Geleneksel kesimde yaşayan ve eğitim alma şansı olmayan kızlar, hala, erken yaşlarda evlenmektedir. Son zamanlarda gençlerin hem eğitim almak ve çalışmak gibi istekleri olması hem de eş seçimini kendilerinin yapması, evlilik yaşının biraz daha uzamasına neden olmaktadır.

Görücülük, Kız Beğenme, Kız İsteme: Ülkemizde evlenme çağında oğlu olan annelerin kendilerinin bizzat oğullarına uygun bir kız arayıp bulmaları sonucunda yapılan evliliklere “görücü usulü evlilik” adı verilir. Eğer yakın çevrede uygun bir kız yoksa, tanıdıklar ve aracı kadınlar vasıtasıyla bir aday bulunur ve kızın durumu öğrenilir. Kız beğenildiği takdirde, gençler görüştürülerek onların da fikirleri dikkate alınır. Özellikle küçük yerleşim birimlerinde, evliliklerde ailenin kararlarının etkili olması nedeniyle, görücü usulü evlilik halen büyük ölçüde geçerliliğini sürdürmektedir. Bununla birlikte, gençler çoğunlukla kendi tanıdıkları veya bir süre arkadaşlık ettikleri kişilerle evlilik kararı da alabilmektedir.

Kız tarafı ve erkek tarafı birbirlerini tanıyıp karar verdikten sonra, sıra kızın istenmesi işine gelmiştir. Kız istemeye gitmeden önce, kız tarafının kararı iyice öğrenilir. Kız tarafının fikrini almak için olsun, onları ikna etmek için olsun kadınlar birçok defa kız evine gider. Her iki tarafı ikna etmeye çalışan bu aracı kadınlara “dünür başı” adı verilir (Mihalgazi-Alpagut Beldesi).

Önceden ağız yoklamaya giden birkaç kişi kapalı kapta helva götürürler. Misafirler ayrılırken, helva kabı iade edilirse, kız tarafının bu işte gönülsüz olduğu anlamına gelir (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü).

Yörede kız istemeye, genel olarak; “dünürlüğe gitmek” adı verilir. Kız isteme işini damadın babası veya erkek tarafından ondan daha büyük birisi yapabilir. Aile dışından olup da kız istemeyi gerçekleştiren, yaşça daha büyük olan erkeğe “dünür başı” adı verilir (Mihalıççık-Sorkun Köyü), (Mihalgazi-Alpagut Beldesi).

Nişan töreni kız evinde ve kadınlar arasında gerçekleştirilen bir törendir. Kız ve erkek tarafı birbirlerine almış oldukları hediyeleri verirler; gelinle damada hem nişan yüzükleri hem de diğer takılar takılır. Kimi zaman bu takıların tamamı geline takılabilir, kimi zaman da bir kısmı düğünde takılmak üzere bekletilir. Her iki tarafın hediyelerini vermesinden sonra, düğüne davetli olarak gelenler de hediyelerini verirler. Son zamanlarda bazen nişan töreni sırasında, imam nikâhının yapıldığı da olabilmektedir (Mihalıççık-Sorkun Köyü), (Beylikova- Yukarıiğdeağacı Köyü).

Nişanın bitiminden bir süre sonra ise, bir de kız tarafı bohça içinde hediyeler hazırlayarak erkek tarafına gelir. Buna “damat bohçası” adı verilir (Mihalıççık- Sorkun Köyü), (Odunpazarı). Anadolu’nun hemen her yerinde nişan töreni yapıldıktan sonra, düğüne kadar geçen süre içerisinde, kız ve erkek tarafı arasında ilişkileri güçlendirmek amacıyla birtakım âdetlerin yerine getirildiği görülmektedir. Eskişehir İli genelinde de sürdürülen bu türden kimi uygulamalar tespit edilmiştir.

Bayram Kınası: Bayrama yakın zamanda nişanı olan gencin ailesi bayram âdeti düzenler ve bütün nişanlı genç kızlar buna davet edilir. Bu âdet sırasında gelinlere hediyeleri verilir, bahşiş takılır. Bayram günlerinde yapılan bu âdet sırasında nişanlı gelinlere aynı zamanda kına yakılır (Mihalgazi-Alpagut Beldesi). Nişandan sonra gelen bayram, eğer Şeker Bayramı’ysa, arife akşamı erkek tarafı kız tarafına gider ve geline aldığı hediyeleri verir. Nişanla düğün arasında Kurban Bayramı geçerse, erkek tarafı kurbanın bir budunu ayırarak kız tarafına götürür. Buna “bayram küreği” adı verilir (Sarıcakaya-İğdir Köyü).

Dini bayramlarda geline, mutlaka, bayramlık hediyeler götürülür (Çifteler-Yıldızören Köyü), (Han İlçesi), (Merkez-Yörükkaracaören Köyü) ve kurban bayramıysa kurbanlık koç götürülür (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü), (Odunpazarı), (İnönü İlçesi).

Nişan yapıldıktan sonra kandil günlerinde erkek tarafı toplanarak kız evine gider. Kız evinde yapılan bu toplantıya giderken yazma, havlu gibi hediyeler götürülür (Mihalıççık-Sorkun Köyü).

Gelin Alma-Düğün

Çeyiz: Anadolu genelinde, eskiden beri, evlilik çağına gelen kızlar için bir çeyiz hazırlama geleneği mevcuttur. Çeyiz hazırlamaya, kız daha çocukken başlanır; evlilik kararının ardından çeyiz hazırlıkları hızlanır. Hatta kimi zaman, erkek çocuklar için de çeyiz hazırlanması söz konusu olabilmektedir. Eskişehir İli genelinde de çeyiz konusunda benzer uygulama söz konusudur. Kız daha çok küçük yaşlardayken annesi yavaş yavaş çeyiz hazırlamaya başlar. Bunun herhangi bir ölçütü yoktur; elden geldiğince her şey yapılmaya çalışılır; çeyizin eksiksiz olabilmesi için ne mümkünse yapılır. Ancak son zamanlarda, çeyiz eşyalarının durumunda da bazı değişiklikler olmuştur. Önceleri kız çeyizlerinde işlemeli örtüler, danteller, çorap ve patik gibi, daha çok el emeği ve göz nuruna dayanan ürünler bulunurdu. Özellikle Sarıcakaya İlçesi’nde kız çeyizlerinde “örtme” adı verilen Dağküplü Köyü’nde el tezgâhlarında dokunan büyük başörtülerinden çok sayıda bulunması istenirdi. Ancak son zamanlarda bu durum tamamen değişmiş; çeyiz olarak evde günlük yaşamda gerekli eşyaların alınması daha önemli hale gelmiştir.

Düğün

Kız isteme, söz kesme ve nişan törenlerinin ardından, evlilik kurumunun son aşaması olan düğün törenine sıra gelir. Düğün töreni içerisinde yer alan kına gecesi ve gelinin erkek tarafına, yeni evine, gelişi; kız tarafı için hüzünlü olabilirken, erkek tarafı için sevinçli bir durumdur. İnsan yaşamının en önemli geçiş dönemlerinden birisi olan evlenme törenleri içerisinde yer alan tüm uygulamalar, yeni çiftin gelecek yaşamlarında daha mutlu olmalarını sağlamaya yönelik olarak yapılmaktadır.

Eskişehir İli genelinde geçmişte düğünlerin daha ayrıntılı törenlerle ve daha uzun sürelerde yapıldığı anlatılmıştır. Önceleri 4-5 gün veya bir hafta kadar süren düğünler yapılırmış. Düğünlerin Pazartesi gün başlayıp Perşembe gün bitecek şekilde yapıldığı veya Perşembe gün başlayıp Pazar günü bitecek şekilde yapıldığı da olmuş. Ancak, son zamanlarda bu durum tamamen değişmiştir. Şimdilerde en uzak köylerde yaşayanlar bile hafta sonu, tatil günlerinde salon düğünleri yapmayı tercih etmektedir. Bu durum hem uzaktan düğünlere gelecek akrabalar açısından hem de daha ekonomik olması bakımından tercih edilmektedir. Bu değişimin yanında, eski geleneklerin sürdürüldüğü düğünler de yapılmaktadır.

Kavil Gecesi: Düğünden önce, kız evinde, erkek tarafının da katılımıyla yapılan toplantıya “kavil gecesi” veya “kavil” denir. Bu toplantı sırasında düğünün tam olarak tarihi kararlaştırılır, kız ve erkek tarafının düğünde yapacağı harcamalar ve düğünde görevli kişilerin kimler olacağı konuşulur (Mihalgazi-Alpagut Beldesi), (İnönü İlçesi). Eski bir geleneğe göre, kavil yapıldığı sırada gelenlere renkli şerbet hazırlanarak ikram edilir; daha sonra şerbeti içenler tepsiye bahşiş atarlar (İnönü Merkez). Bu toplantı bazen de erkek tarafında olur ve “komşu daveti” (Han Merkez), “konak ekmeği” gibi isimler verilir (Merkez-Yörükkaracaören Köyü). Konak ekmeği verildiği gün mevlüt okutulur (Merkez-Yörükkaracaören Köyü).

Bayrak Asma: Yörede düğünlerin başlangıcında erkek evinin çatısına mutlaka bayrak asılır (Han Merkez), (Sarıcakaya-İğdir Köyü). Salı gününden düğün yufkası yapılmaya başlanır ve yufka yapıldığı gün, aynı zamanda, bayrak asılır. Bu bayraktan sorumlu olan kişiye “delikanlıbaşı” adı verilir (Mihalıççık-Sorkun Köyü). Bayraktan sorumlu olan kişi kimi zaman da sağdıçtır (Merkez-Yörükkaracaören Köyü). Bayrak; elma, ayna, havlu veya al-yeşil adı verilen tüllerle de süslenebilir (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü), (Merkez-Yörükkaracaören Köyü), (Mihalıççık-Sorkun Köyü). Bayrak asıldığı gün erkek tarafı yemek verir (Han Merkez).

Düğün Görevlileri: Yörede genellikle düğünleri idare eden bir kişi vardır; bu kişiye “düğün başı” veya “tongur başı” adı verilir (Sarıcakaya-İğdir Köyü). Düğün boyunca damadın yanında duran ve tüm ihtiyaçlarını karşılayan kişiye “sağdıç” adı verilir. Gelin ve damadın birer tane sağdıcı olur (Han Merkez); damadın sağdıcı komşusu veya arkadaşı olan, evli birisi seçilir (Çifteler-Yıldızören Köyü). Kimi zaman da gelinin iki sağdıcı damadın bir sağdıcı olabilir (Merkez/-Yörükkaracaören Köyü). Düğün sırasında gelinin yanında bulunan kadına ise “yenge” adı verilir. Gelinin iki tane yengesi olur, ayrıca damadın da iki tane yengesi olur. Yengeler de sağdıçlar da akrabalardan seçilir (Sarıcakaya-İğdir Köyü), (Mihalgazi-Alpagut Beldesi).

Düğüne Davet/Okuntu: Okuntu dağıtma Anadolu’nun hemen her yerinde bilinen en eski geleneklerden biridir. Düğün için, şu anda olduğu gibi, davetiye bastırma işinin olmadığı zamanlarda okuntu dağıtılır ve düğünün olacağı bu şekilde duyurulurdu. Okuntu geleneğinin yörede kısmen devam ettiğini söylemek mümkündür. Kız tarafından ve erkek tarafından bir kişinin görevlendirilerek düğüne gelecek kişileri sözle çağırmasına yörede “okuntu gönderme” adı verilir (Mihalgazi- Alpagut Beldesi), (İnönü Merkez). Eski bir geleneğe göre; bu iş için görevlendirilen kadınlar gelecek kişileri düğüne çağırırken hem de heybelerindeki düğün çöreğinden dağıtır (Mihalgazi-Alpagut Beldesi). Misafirleri düğüne çağıran kişiye “okuyuncu” veya “okuyucu” denir (İnönü-Seyitali Köyü). Okuyuncu sırtına bir heybe takarak veya beline Selanik bağlayarak içine kuruyemiş doldurur. Düğüne çağırdığı kişilere de bu kuruyemişten dağıtır (Çifteler-Yıldızören Köyü).

Kına Gecesi: Yörede kına gecesi, eskiden beri erkek tarafında ve kız tarafında olmak üzere ayrı ayrı yapılırken, son zamanlarda bu durum değişmiştir. Kına gecesi eğlenceleri ayrı ayrı yapılsa bile, kına yakma sırasında damat da gelinin yanına getirilmekte ve ikisine birlikte kına yakılmaktadır. Kız tarafında yakılacak kına ve misafirlere ikram edilecek diğer şeyler önceden kız evine gönderilir; bütün masrafları erkek tarafı karşılar. Kına gecesi için gündüzden gelmeye başlayan konuklara hem kız evinde hem oğlan evinde ayrı ayrı yemek verilir. Kına gecesinin yapıldığı gün erkek tarafı gelinin kınasını ve çerezini kız tarafına gönderir (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü), (Han Merkez), (Sivrihisar Merkez), (Merkez-Yörükkaracaören Köyü). Erkek tarafından kız tarafına, düğünün başlangıcında kesilmek üzere, bir hayvan gönderilir. Buna “kına kebabı” adı verilir. Erkek tarafından dört kadın ve dört erkek olmak üzere, kınacılar kına kebabını götürmek üzere kız tarafına giderler (Han İlçesi). Bugün de kınadan önce, nişan da yapılabilir (Merkez-Yörükkaracaören Köyü). Kına çerezini kız evine götüren kadınlar, aynı zamanda bazı türküler de söylerler.

Gelinin Baba Evinden Alınması ve Erkek Tarafına Geldiğinde Yapılan Uygulamalar: Kına gecesinin ertesi günü ve düğünün üçüncü günü gelin alma günüdür. O gün, öncelikle gelin ve damadın hazırlanması gerekir. Geçmişte gelinlerin hazırlanması işinden yengeler sorumluydu. Gelinin giysilerinin eksiksiz olarak giydirilmesi, saçının yapılması ve yüzünün süslenmesi işi de onlara aittir. Eskiden, özellikle yüz süslemesinde yüze yumurta akı sürülerek, simlerin yapıştırılması, kına yakılırken ellere “ipli kına” adı verilen şekilli kına yakma işlemini yengeler yapmaktaydı (Mihalgazi-Alpagut).

Ancak, son zamanlarda bu işler tamamen dışarıda, kuaförlerde gerçekleştirilmektedir. Kız tarafında gelinin öncelikle babası, amcası veya erkek kardeşi tarafından beline kırmızı kurdele bağlanır ve gelin tüm yakınlarının ellerini öperek vedalaşır. Gelin hazırlandıktan sonra, erkek tarafı gelini almak üzere kapıya geldiğinde kapı kapatılır ve gelin hemen verilmez; erkek tarafından bahşiş alındıktan sonra gelin dışarı çıkartılır (İnönü Merkez), (Sivrihisar Merkez), (İnönü-Seyitali Köyü).

Toprakbastı Parası: Gelin eğer başka bir köye veya başka bir ile gelin olarak veriliyorsa, gelinin köyünden gençler, gelin almaya gelenlerden belli bir para ister. Buna “toprakbastı parası” adı verilir (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü), (Sivrihisar- Merkez), (Çifteler-Yıldızören Köyü), (Han Merkez), (İnönü-Seyitali Köyü), (Merkez-Yörükkaracaören Köyü), (İnönü Merkez).

Nikâh-Gerdek: Evlenen gençlerin düğünlerinin yapılması evliliğin her ne kadar onaylandığı anlamına gelse de yasalar önünde kesinleşmesi için resmi nikâhın, toplumun manevi değerlerine uygun olması için de imam nikâhının yapılması gerekir. Yörede resmi nikâhın yapılmasına büyük önem verilmektedir. Önceleri resmi nikâhsız evlenenler de olmasına karşın, şimdi bu durum tamamen ortadan kalkmıştır (Han Merkez).

Geçmişte, kimi zaman da evlenen çiftin yaşının küçük olması nedeniyle resmi nikâh daha sonra yapılmıştır (Mihalgazi-Alpagut Beldesi). Resmi nikâh, genellikle düğünden önce ayrıca yapılır (Han/ Merkez), (Sarıcakaya-İğdir Köyü), (Merkez-Yörükkaracaören Köyü), (Mihalgazi-Alpagut Beldesi), (İnönü Merkez) veya o zamana kadar yapılmamışsa düğün sırasında yapılabilir (Çifteler-Yıldızören Köyü), (İnönü Merkez), (İnönü-Seyitali Köyü). Düğünün son gününün akşamına “gerdek gecesi” adı verilmektedir. Düğün için davet edilen kişilerin büyük bölümü ayrıldıktan sonra, evde yalnızca yakın akrabalar kalır ve gelinle damadın imam nikâhı kıyılır. Yörede imam nikâhı, aynı zamanda “hoca nikâhı” olarak da adlandırılmaktadır (Çifteler-Yıldızören Köyü). İmam nikâhının yapılma zamanı ve yapılma şekli konusunda da bazı farklılıkların olduğu görülmektedir. İmam nikâhı düğün haftasında bir gün gelin ve damadın evlerinin dışında, başka bir evde vekiller arasında kıyılır (Mihalgazi- Alpagut Beldesi). İmam nikâhı gelin geldikten sonra (Merkez-Yörükkaracaören Köyü), (İnönü Merkez), (Sivrihisar Merkez) veya akşam ilerleyen saatlerde yapılır (İnönü-Seyitali Köyü). Genellikle böyle olmasına karşın, imam nikâhı kimi zaman da kına gecesi sırasında kız evinde yapılabilir (Sarıcakaya-İğdir Köyü). İmam nikâhı gizli yapılır; içeriye yabancı hiç kimse alınmaz ve imam nikâhı sırasında bütün kapılar açık bırakılır. Aksi takdirde gelinle damadın bir araya gelemeyeceğine inanılır (Mihalgazi-Alpagut Beldesi).

Düğünde gelin alındıktan sonra, kız evinden gelinin yengesi veya onun yerine herhangi bir kadın gelinle birlikte veya daha sonra erkek tarafına gelmektedir. Kız evinden gelen bu kadının görevi, hem kız evinden o akşam gelinle damadın yemesi için hazırlanan yemekleri getirmek hem de o akşam gelinin durumuyla ilgilenmektir. Yörede gelinin yanı sıra kız tarafından başka birilerinin gelmesine “kız ardı” (İnönü-Seyitali Köyü), “kız arkası” (Beylikova-Yukarıiğdeağacı Köyü) gibi isimler verilmektedir. Gelin gittikten sonra kız tarafından yengeler, içine süslü çörek, gözleme, helva, tavuk koydukları honçayı gelinin arkasından götürürler. Honça içindeki tavuk, orda bekleyen gençlere verilir (Beylikova- Yukarıiğdeağacı Köyü). Gelinin yengeleri ikindi vakti özel olarak hazırladıkları börek, baklava ve tavuk gibi yiyecekleri erkek tarafına getirirler (Mihalgazi- Alpagut Beldesi), (İnönü Merkez).

 

Ayşe AKMAN (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü’nde Folklor Uzmanı)